<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dalpi.org</title>
	<atom:link href="http://www.dalpi.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dalpi.org</link>
	<description>Blog Dalpi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Jan 2012 15:10:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>The Iron Lady- Demir Leydi</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2012/01/the-iron-lady-demir-leydi/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2012/01/the-iron-lady-demir-leydi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 15:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[Dünya siyasetinde Margaret Thatcher'ın ne kadar dominant bir lider olduğunu bilmeyen yoktur. 2011 yapımı The Iron Lady (Demir Leydi) filmide hayatını anlattığı Margaret Thatcher kadar dominant bir oyunculuğa sahip. Meryl Streep bana her filminde bu sözümü tekrar ettiriyor bana. ¨Hayatımda gördüğüm dominant bayan oyunculuk.¨  Ama bu filmdeki oyunculuğunu Al Pacino'nun Dog Day Afternoon (Köpeklerin Günü) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya siyasetinde Margaret Thatcher'ın <a href="http://www.dalpi.org/2012/01/the-iron-lady-demir-leydi/the-iron-lady-poster-001/" rel="attachment wp-att-392"><img class="alignleft size-full wp-image-392" title="The-Iron-Lady-poster-001" src="http://www.dalpi.org/wp-content/The-Iron-Lady-poster-001.jpg" alt="" width="332" height="528" /></a>ne kadar dominant bir lider olduğunu bilmeyen yoktur. 2011 yapımı The Iron Lady (Demir Leydi) filmide hayatını anlattığı Margaret Thatcher kadar dominant bir oyunculuğa sahip. Meryl Streep bana her filminde bu sözümü tekrar ettiriyor bana. ¨Hayatımda gördüğüm dominant bayan oyunculuk.¨  Ama bu filmdeki oyunculuğunu Al Pacino'nun Dog Day Afternoon (Köpeklerin Günü) Filmindeki tek kişilik şovuna benzetmek gerekir. Gerek Kramer vs. Kramer gerek Deer Hunter filminde Meryl Streep yanında muhteşem aktörler ve harika senaryolar ile destekleniyordu. Bölük pörçük bir film olan Demir Leydi, kötü kurgusuyla Meryl Streep'in belki de Sinema Tarihinin en dominant bayan rolünü oynamasını sağlamış.<span id="more-391"></span></p>
<p>Hikaye Günümüzde başlıyor. Gündemi takip edenlerin bildiği gibi İngiltere'nin ve Avrupa'nın ilk kadın Başbakanı Margaret Thatcher alzheimer hastalığından muzdarip. Filmde ben Thatcher'ın iç hesaplaşmalarını gördüm. Hoşuma giden yanları da oldu ancak özellikle görmek istediğim Falkland Savaşı dönemi ile ilgili çok az şey vardı filmde. Film 1979-1989 yılları arasına çok az zaman ayırırken 1989-1990 ve günümüz kısımlarına daha çok ve gereksiz zaman ayırmıştı görüşündeyim. Hatta filmi başlı başına bir alzheimer filmi olarak görebiliriz. Iron Maiden'a isim anneliği yapan, Morrisey'e Margaret On The Guillontine şarkısını yazdıran Thatcher'a acıma hissi bile uyandırabilir bu film Thatcher politikalarını bilmeyenlere. Yine de iyi bir biyografi filmi olduğunu düşünmekteyim. Ne Oliver Stone'un J.F.K. sıkıcılığı var ne de Cumhuriyet filmindeki tiyatro havası. The Iron Lady benim beklentilerimi karşılamasa bile verdiğim parayı helal etmeyeceğim bir film olmamış. Sırf Meryl Streep'in muhtemelen bir Oscar ile daha taçlanacak oyunculuğu için bile değerdi. Özetle The Iron Lady, insanı sıkmayacak ama tam olarak tatmin etmeyecek bir film.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2012/01/the-iron-lady-demir-leydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendin Olabilmek</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/11/kendin-olabilmek/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/11/kendin-olabilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 12:58:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımın en kafası karışık dönemini geçirmiş bulunuyorum şu son 2 ay itibariyle. Vizelerden tutun histerik kıskançlıklarla, kararsızlıklarla, başarısızlıklarla ve en önemlisi umutla dolu son 2 ay. Her başarısızlıkla umudun azaldığı, azalan umut ile bilrikte hırslanmak, hırslanınca verilen mantıksız kararlar ile dolu bir 2 ay. 2 Ay sözde kısa gibi geliyor. İki ayda ne yaşamış olabilirsin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımın en kafası karışık dönemini geçirmiş bulunuyorum şu son 2 ay itibariyle. Vizelerden tutun histerik kıskançlıklarla, kararsızlıklarla, başarısızlıklarla ve en önemlisi umutla dolu son 2 ay. Her başarısızlıkla umudun azaldığı, azalan umut ile bilrikte hırslanmak, hırslanınca verilen mantıksız kararlar ile dolu bir 2 ay.<span id="more-387"></span></p>
<p>2 Ay sözde kısa gibi geliyor. İki ayda ne yaşamış olabilirsin ki diye sorulursa vereceğim cevap ne sizi tatmin eder ne de beni. 2 Ayda aşık olmadım, bir yakınımı kaybetmedim, hiç kimseye elveda demek zorunda kalmadım, intihar girşiminde bulunmadım… Ama bu iki ayda kendim üzerinde düşünme fırsatı buldum. Nereden geldiğimi, pişmanlıkarlımı, başarılarımı… Kim olduğumu ve kim olmak istediğimi düşündüm. Yeniden farkına vardığım şeyler beni hiç şaşırtmadı. Ben hala aynıyım. 9. Sınıftaki tuhaf, antipatik ama ışığı olan çocuk. Değişmemiştim. Zamanın, arkadaşım dediklerimin ve insanların değişmesinden olabilecek en az zararla kurtulmuştum. Kenim olarak kalmıştım. Başkaları ile aram iyi olsun diye söylediklerimden vazgeçmemiştim.</p>
<p>İnsanlar değişir. Zaman- Mekan değişir. Davranışlarımız, tepkilerimiz değişir. 1 ölümde ağlarız ama 1 milyon ölüm ilgimizi çekmeyen bir istatistiktir. Değişmeyen tek şey ise karakterdir. Karaktersiz insanlar karakterlerinin değiştiğini öne sürer. Karakterlerini sanki pis bir gömlekmiş gibi kirliye attıklarını, mağazadan son moda bir gömlek alarak olmak istedikleri kişiye büründüklerini düşünürler. Yalanlarına o kadar inanırlar ki çevrelerindekileri de o yeni karaktere büründüklerine ikna ederler. Her yerde karşımızda bu insanlar. Kendilerinden, çevrelerinden, değiştiremeyecekleri şeylerden utanan insanlar…</p>
<p>7. Sınıfta Cihan'a yumruk attığım için pişmanım. 8. Sınıfta yine aynı arkadaşarımın kıymetini bilmeyip popüler olan tipler ile beraber olmaya çalıştığım için pişmanım. Hatalarımdan ve sonuçlarından dolayı pişmanım. Ama kendim olmaktan asla pişman değilim. Karakterim yüzünden yaşadığım kayıplardan dolayı pişman değilim. Hatta onları kayıp olarak nitelemek bile saçma geliyor. Özellikle Amerikan Filmlerinde duyduğumuz ¨hatalarınla bir erkek gibi yüzleş¨ repliği bu durumu ifade etmektedir. Kendi hataların için pişmanlık duymak ve onları düzeltmeye çalışmak bir erdemdir. Ama hata yapmamak için benliğini, kişiliğini değiştirmeye çalışmak en başından geri dönüşü olmayan bir hata ve ahmaklıktır.</p>
<p>2 Aylık bir süreç bir öğretiyi benimsemek, bir dine inanmak, hayatın anlamını çözmek, nefret etmek veya aşık olmak için çok ama çok az bir süre. Ama kendinle yüzleşmek için yeterli hatta uzun bir süre. Yaptığın hatalardan (en azından bir kısmından) ders alınabilecek bir süre. Ben bu 2 ayımı kendin olmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu öğrenerek kaybetmedim. Kendime güvenimi yeniden kazandım. Kendim ile hayallerimdeki kişi olarak değil de gerçekten ben olarak yüzleştim. İç huzuru yakalayamadım ama onun peşinde değildim zaten. Kimse mükemmel değildir. İnsan olmak içinde fırtınaların kopması demektir.</p>
<p>Eskiden çoğu kişi benim adıma umutluydu. Yüksek bir potansiyelim olduğu söylenirdi hep. Bu 2 ayda o potansiyeli koruduğumu, istesem (her ne kadar bu özelliğimi kaybettiğimi düşünsem de) iyi yazılar yazabilidğimi yeniden keşfettim.</p>
<p>Sözün özü: Herkesin kendisini değersiz ve işe yaramaz hissettiği anlar olabilir. Özgüvenin sınandığı bu anlar karakterliler ve karaktersizler arasındaki farkı ortaya çıkarır. Bı sınama döneminde beni her zaman destekleyen dostlarım sayesinde çıktım. Gerçek dostluklar zincir gibidir. Çıkarınız olmadığı için birbirinize minnet duygularınız ile bağlısınızdır. Minnet duygusu sizin aranızdaki zincirdir. Eksikliklerinizi tamamlarsınız. Çıkar ilişkileri ve anlık ilişkiler ise pamuk ipliğine bağlıdır. O an ortak bir çıkarınız varsa kendinizi dost sahibi olarak hissedersiniz. Ortak çıkar kaybolduğunda ise ne dostluk kalır ne de saygı. Öenmli olan da gerçek dostlara sahip olmak ve bunun farkında olmak değil midir zaten?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/11/kendin-olabilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ara</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/11/ara/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/11/ara/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 17:08:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ortaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[Farkettiğiniz üzere yazı yazmaya bir süredir ara vermiş bulunuyorum. Bu ara korkarım ki bir süre daha devam edecek. Ama bu demek değildir ki yazmayı bıraktım. Stay Tuned]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Farkettiğiniz üzere yazı yazmaya bir süredir ara vermiş bulunuyorum. Bu ara korkarım ki bir süre daha devam edecek. Ama bu demek değildir ki yazmayı bıraktım. Stay Tuned <img src='http://www.dalpi.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/11/ara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abi İş Var Masalı</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/09/abi-is-var-masali/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/09/abi-is-var-masali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 10:19:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Çıkarlarımız arkadaşlıkların önüne geçmeye başladı bile. Felaket tellallığı yapmak istemem ama benim gibi arkadaş sayısı az olan birisi için bile bu durum rahatsız edici. Eminim siz de bilirsiniz bu hissi. Güvendiğiniz, bir şeylar paylaştığınız bir insanın sizi kazıklamaya çalışmasının veya sizin üzerinizden gelir elde etmesinin hiç bir mazereti olamaz. Güvendiğiniz kişiler bile sizi kazıklamaya çalışacaksa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çıkarlarımız arkadaşlıkların önüne geçmeye başladı bile. Felaket tellallığı yapmak istemem ama benim gibi arkadaş sayısı az olan birisi için bile bu durum rahatsız edici. Eminim siz de bilirsiniz bu hissi. Güvendiğiniz, bir şeylar paylaştığınız bir insanın sizi kazıklamaya çalışmasının veya sizin üzerinizden gelir elde etmesinin hiç bir mazereti olamaz. Güvendiğiniz kişiler bile sizi kazıklamaya çalışacaksa neden insanlara güveneyim ki diye kendi kendinize sorabilirsiniz ki bu durum normaldir. Kimsenin alnında enayi yazmıyor. Diğerlerini bilmem ama benim hobilerimin arasında kazıklanmak yoktur. Gelin size bir masal analatayım tabii ki kendi yorumumla.<span id="more-335"></span></p>
<blockquote><p>Globelleşen günümüz Dünyasında para kazanmak ister misin? Yapacağın hiç bir şey yok aslında tek yapacağın şey bizimle şurada buluşmak. Sana bir sunum yapacağız. Kafana yatarsa gel bize katıl. Ayda X Dolar para kazanacaksın.</p></blockquote>
<p>Emin olun bu teklifi onlarca kez duydum. Sizinde en az bir kere duyduğunuzu varsayıyorum. Titan Saadet Zincirini duymuşsunuzdur muhtemelen. Onunla alakası olmadığı iddia edilen ama onun sadece makyajlanmış bir haline katılmak ister misiniz anlamına gelen bir teklif bu. Hiç güvenemediğim insanların bana bu teklif ile gelmesine şaşırmadım ama çok güvendiğim insanlardan bile bu teklifi duydum. Çift taraflı bir kazanç gibi görünüyor teklif ilk baktığımızda. Paranın esamesi okunmuyor. Dolar kazanacaksın deniliyor. Yapacağın tek şey ise 5-10 dakikalık bir sunuma katılman olarak sana söyleniyor. Bu sayede hem sen para kazanacaksın hem de sana bu sunumu yapmak isteyen hatta bu isteğini yer yer ısrarlı, nezaketsiz; yer yer heyecandan gözü dönmüş bir kabalık ile belirten arkadaşına bir iyikik yapacaksın. Gerçekten de çift taraflı bir kazanç gibi görünüyor bu. Hiç bir şey yapmadan ¨sana belirtilen dolarları kazanmak¨ ve sana güvenen(!) arkadaşına yardımcı olmak. Şüphesiz ki her arkadaş birbirine yardım etmelidir. Sen nasıl bir arkadaşsın da arkadaşına yardım etmiyorsun. Kalleş herif.</p>
<p>Zokayı yuttunuz, iyi niyet damarınız attı sunuma gittiniz. Bir grup sizin yaşlarınızda çok önemli iş yaptığını düşünen ve size emlakçı samimiyetsizliği ile bakan insanlar ile tanıştınız. Hepsinin yüzünde sizi görünce bir gülümseme belirdi. İnsanlara bu kadar mutluluk verdiğinizi bilseydiniz kendinizi çoktan Dünyana geri dönmüş Hz. İsa sanardınız. Ağzı laf yapan birisi sizinle konuşmaya başlıyor. Sizi oraya getiren arkadaşınız ise gözlerini sizin suratınızdan ayırmıyor ve 3-5 dakika aralıklarla ¨evet abi, haklı abi, değil mi abi¨ gibi 3 kelimede 1 abi lafı kullanıyor ki bu benim için başlı başına sinir edici bir durum. Ağzı laf yapan insanımız konuşmasına başlıyor:</p>
<blockquote><p>Bildiğin gibi dolar şu kadar oldu. Ülkemizde işsizlik oranı yüzde şu kadar. Peki sen kim olmak istersin. Cevap vermeden önce sana bir şey sormak istiyorum. Hedeflerin nedir? Tam zamanlı olmayan bir işte çalışarak  hayal edemeyeceğin kadar çok para ve irtibar kazanmak ister misin? Sana bir slayt gösterimiz var izledikten sonra Tek bir soruya cevap ver. Bizimle misin?</p></blockquote>
<p>İnsanları dinlemek gibi bir hobisi olmayan Türk insanının ¨Para¨ kelimesini seçtiği anda konuşulanların zaten önemi yoktur. Konuşmacı kişi zehirini kurbana vermiştir. Hayal edemeyeceği dolarları kazanmak için kurban kişisi ruhunu şeytana satacaktır. Ancak bu kısa yoldan köşeyi dönme işinin bir bedeli de olacaktır. Suratlar aslırı. Söylenen şeyden pişmanlık duyuluyormuş gibi yapılır. Karşı taraf sizden para istedikleri için sizden daha üzgün gözükür.</p>
<blockquote><p>Bizim avantajlarımıza sahip olabilmen için bize X Lira ödemen gerekiyor. Patronlarımız senin için bir indirim yaptı.</p></blockquote>
<p>Para ve kısa yoldan köşeyi dönme hayalleri kuran kişimiz parayı verir. Ve onlardan birisi olur. Masal da burada biter.</p>
<p>Teknolojik gelişmelerin en büyük nedeni insanoğlunun üşengeçliğidir. İnsanoğlunun para kazanma sevdası ise asırlardır dolandırıcılık sektörünün gelişmesini sağlamıştır. Dolandırıcılığı zararlı zararsız diye ayırmak haddime değil. Muhtemelen ¨Dolandırıcılık¨ hakkında yazacağım yazıda bunu detaylı bir biçimde inceleyeceğiz. Peki yukarıda anlattığım masalda ki olay nedir. Bu olay 90'lı yıllarda fırtına gibi esen ¨Titan Saadet Zinciri¨'nin kötü bir kopyasıdır. İnsanların tavırları aynı. Nasıl ki 90'lı yıllarda millet birbirine ¨ay ben titanlıyım sizin gibi vizyonsuz değilim.¨diyorsa günümüzde de ¨abi ben sizin gibi boş adam mıyım ya?¨ diyen tipler türedi. Özellikle bu tiplerin size sunduğu cazip teklifi reddettiğiniz anda bu tavırlarının giderek sertleştiğini ve hakarete varan boyutlarda olduğunu göreceksiniz. Peki neden arkadaşlarımız işi bu kadar ciddiye aldı? Yukarıdaki yazının olay ile bağlantısı nedir? Cevap basit:</p>
<blockquote><p>Networking Sistemlerinde Sisteme ne kadar çok kişi dahil edersen alacağın pay artar. Aynı zamanda Sisteme senin dahil ettiğin kişinin dahil ettiklerinin kazancının bir kısmı da sana yazılır.</p></blockquote>
<p>O güvendiğimiz arkadaş sırf bizim üzerimizden para kazanmak için bizi dahil etmiş. Bizim de ağzımızın kuvvetli olduğuna inanmış ki başka enayileri pardon kişileri sisteme dahil edeceğimizi düşünmüş. Futbol gibi arkadaşlık ilişkileri de birer açık çek haline gelmiş.  Saadet Zincirlernin orjinal adının Networking olduğunu da belirteyim.</p>
<p>Sözün özü insanlar sizi de kendileri gibi aptal sanabilir. Cin olmadan adam çarpacaklarını düşünen özgüven patlaması yaşayan arkadaşlarınız olabilir. Yada yaptığı yanlışı anlıyıp çıkış arıyor olabilir. Bu tür tatlı su dolandırıcılarına karşı tetikte olmanızı önermeyi kendime bir borç bilirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/09/abi-is-var-masali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fanatizmin Körlüğü</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/08/fanatizmin_korlugu/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/08/fanatizmin_korlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2011 18:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[3 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafsızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[Bin kere söyledim bin kere daha söylerim. Futboldan hoşlanırım, izleyenlere de saygı duyarım hatta hayat biçimi haline getirenlere de saygı duyarım ama futbol gibi zevkli bir sporu insanlara hakaret etmek ve en basit tabir ile ayrımcılık yapmak için kullanan insanlara saygı duyamam. Yaklaşık 1.5 aydır biz-siz muhabbetleri gırla gidiyor. Derler ya ¨Kardeşi kardeşe kırdırmak¨ tam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bin kere söyledim bin kere daha söylerim. Futboldan hoşlanırım, izleyenlere de saygı duyarım hatta hayat biçimi haline getirenlere de saygı duyarım ama futbol gibi zevkli bir sporu insanlara hakaret etmek ve en basit tabir ile ayrımcılık yapmak için kullanan insanlara saygı duyamam. Yaklaşık 1.5 aydır biz-siz muhabbetleri gırla gidiyor. Derler ya ¨Kardeşi kardeşe kırdırmak¨ tam anlamıyla öyle demek isterdim. Fenerbahçeli olsun Beşiktaşlı olsun Trabzonlu Bursalı olsun tüm herkese saygı duyduğumu, kardeşlik duyguları beslediğimi söylemek isterdim ama onların yaptıkları belki de biz siz ayrımını yaptı demek zorunda hissediyorum.<span id="more-346"></span></p>
<blockquote><p>Us and Them<br />
And after all we're only ordinary men<br />
Me, and you<br />
God only knows it's not what we would choose to do</p></blockquote>
<p>Gerçekten de komik bir durum bu. ¨Bukalemunsiporlular röaaa¨ diyenlerin bir anda ¨Herkes bize karşıaa¨ demesi. ¨Kill For You¨ gibi şeyler yazanlardan veya adam öldüren kişilerden futbolun dostluk olduğunu idrak etmelerini beklemiyorum elbette. Ama takımların karanlık geçmişleri ile yüzleşmeleri gerektiğini savunuyorum. Ergun Gürsoy dönemi Galatasaray, 100. Yılındaki Beşiktaş, Şimdiki Fenerbahçe, Darbe dönemi Trabzonspor... Hepsi incelenmeli ve bu gibi kara lekeleri klüplere yaşatanlar cezalarını çekmeli. Eğer şike varsa tabii. Bu durumda yapılacak olanlar suçlu olduğu öne sürülen kişilerin heykelini dikmek değil onların suçsuzluğunu ispatlamaya çalışmaktır. Aynı zamanda düşünmek gerekir bugün heykelini diktiğimiz kişi gerçekten suçluysa ne olacak? Heykelini diktiğiniz kişiyi klüpten ihraç da edemezsiniz. Ne yapılacak heykel mi yıkılacak? Beşiktaş'ın yaptığı gibi Alaattin Çakıcı'yı klüpten ihraç etmek gibi haysiyetli bir iş yapmak gerekir.</p>
<blockquote><p>Black and Blue<br />
And who knows which is which and who is who<br />
Up and Down<br />
And in the end it's only round and round and round</p></blockquote>
<p>Bu durumlar hakkında yazı yazmak için çok uğraştım. Nabza göre şerbet vermek istemedim ki yapan yazarlar artık tapılma derecesine kadar geldi. Tarafsızlık önemli bir gazetecilik yetisidir. Yada normalde öyledir. Türkiye'de ise tam anlamıyla böyle olduğunu söyleyemem. Tarafsız olduğunuz vakit herkes size düşmandır. Amigo yazar olduğunuz zaman ise hiç değilse sizi destekleyen kişiler vardır. Ne yazdığınız önemli değildir. Sadece bir cümlede tuttuğunuz takımı övün ki insanlar size tapsın. Dün ¨o kim yeaa¨ diyenler bugün Facebook'ta sizi ilham aldığı kişilere eklesin. Yazmamamın diğer bir sebebi ise insanların zor zamanlar geçirebileceğini düşündüm. Hassas oldukları bir konuda üstlerine gitmek istemedim. Ama olay ile alakası olmayan kişilere ve takımlara edilen hakaretler sonucunda insanların bu zor zamanları atlattıklarını düşündüm. Şokta olan insanların nutku tutulur, onları şoka sokan olay hakkında bahsetmek istemezler. Ama benim gözlemlediğim şey her gün hakaret ve aşşağılama.</p>
<p>En basit ve aynı zamanda en kötü savunma ¨Siz de aynısını yaptınız¨dır. 1. Sınıftayken derler bize ¨Arkadaşın Camdan Atlasa Sen De Atlayacak Mısın?¨ diye. Bu soruya dün hayır diyenler bugün nasıl davranıyorlar keşke görebilseler. Daha komiği ise yazının başında belirttiğim gibi siz biz muhabbeti yapanlar. Onlar için de yapabileceğim tek şey <a href="http://fizy.com/#s/1d7fma" target="_blank">Pink Floyd- Us And Them</a>'i göndermek. Yaptıklarının ne kadar mantıksız ve gülünç olduklarını anlamaları dileği ile.</p>
<blockquote><p>With, without<br />
And who'll deny that's what the fightings all about<br />
Get out of the way, it's a busy day<br />
And I've got things on my mind</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/08/fanatizmin_korlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tahammulsuzluk ve Saygisizlik Uzerine</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/08/tahammulsuzluk-ve-saygisizlik-uzerine/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/08/tahammulsuzluk-ve-saygisizlik-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2011 16:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Yazının başlığını ¨HAYVANLAR¨ olarak düşünmüştüm tıpkı Alf Ramsey üstad gibi. Ama hayvanlar bile en azından kendi türlerine karşı saygılı. Uzun uzun yazmak isterdim aslında ne kadar hoşgörüsüz bir toplum olduğumuzu. Bir sürü örnekle açıklamak isterdim. Sürekli televizyonda gördüğümüz ¨oruç tutmadığı için dayak yedi¨ , ¨sessiz olun diye uyardığı çocuklar tarafından vuruldu¨, ¨korna çaldığı için vuruldu¨ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dalpi.org/2011/08/tahammulsuzluk-ve-saygisizlik-uzerine/284980_257375594275158_100000081583613_1105107_1214020_n/" rel="attachment wp-att-338"><img class="alignleft size-full wp-image-338" title="284980_257375594275158_100000081583613_1105107_1214020_n" src="http://www.dalpi.org/wp-content/284980_257375594275158_100000081583613_1105107_1214020_n.jpg" alt="" width="572" height="338" /></a></p>
<p>Yazının başlığını ¨HAYVANLAR¨ olarak düşünmüştüm tıpkı Alf Ramsey üstad gibi. Ama hayvanlar bile en azından kendi türlerine karşı saygılı.</p>
<p>Uzun uzun yazmak isterdim aslında ne kadar hoşgörüsüz bir toplum olduğumuzu. Bir sürü örnekle açıklamak isterdim. Sürekli televizyonda gördüğümüz ¨oruç tutmadığı için dayak yedi¨ , ¨sessiz olun diye uyardığı çocuklar tarafından vuruldu¨, ¨korna çaldığı için vuruldu¨ türünde haberleri. Ama bunlar zaten hepimizin bildiği ama artık yadırgamadığı haberler. 3. Sayfada bir sürü bu şekilde haber gördüğümüz için artık umursamıyoruz. Kimsenin hakkımızda ne düşündüğünü de önemsemiyoruz. Belki de dayak gerçekten aranılan çözüm. Başkalarına saygı duymayı bilmeyen kişiler dolu etrafımız. Tuttuğunuz takım yüzünden hakaret edildiğiniz, kafanıza taş yediğiniz, bir yerden kovalandığınız hatta öldürüldüğünüz bir ülkede yaşıyoruz. Futbol bu kadar ciddiye alınıyorken dinle ilgili değerlerin tartışılmaya bile açılmayacağını anlamak zor olmasa gerek. Oruç tutmuyor musun Bam. Öldün.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zaten bildiklerinizi yazmayı amaçlamam genellikle. Ama son zamanlarda gördüklerim benim de tahammülsüzleşmeme neden oldu. Öncelikle şike mevzusu. Hakaretler havada uçuyor. Fenerbahçeliler kendi takımlarını desteklemektense Galatasaray ve Beşiktaş'a saldırıyor. Neden diye sorduğunuz vakit ¨Onlar da Yaptı¨ cevabını veriyorlar. Ne güzel iş çok küçükken derlerdi bize ¨o camdan atlasa sen de mi atlayacaksın?¨ Gerçekten aynı mantıktalar. Kabul ediyorum üzülmüşlerdir. Kızmışlardır. Ama bu durum mantıklı düşünmeleri bakımından bir sıkıntı yapmaması lazım. ¨Galatasaraylı mısın? Sen bir şerefsizsin, Tarikatçısın, İktidar yanlısın, Jölelisin, Köpeksin, Fransızsın, Alçak Puştsun. 2. Kurtuluş Savaşını nasıl küçümsersin?¨<span id="more-337"></span></p>
<p>Sonra Amy Winehouse olayı oldu. Yok efendim zaten uyuşturucudan öldü. Zaten ölecekti gibi muhabbetler aldı başını gitti. OKS için Anafen'e giderken bir hocamla bir muhabbetim olmuştu onu hatırlattı bu durum.</p>
<blockquote><p>Hoca: Alp Sen kimi dinliyorsun bakalım?<br />
Alp: Queen Hocam. Çok kaliteli bir grup.<br />
Hoca: Aaa Biliyorum onları. Onların Solisti neden öldü biliyor musun?<br />
Alp: Evet Hocam Aids'ten öldü.<br />
Hoca: Heh iyi dinleme o zaman halk müziği dinle.<br />
Alp: Hmm.</p></blockquote>
<p>İnsanlara olan saygısızlığımız o kadar arttı ki kimin neye üzülemeyeceğine karar verebiliriz sandık. Yaslarını İngilizce tutanları eleştirebiliriz. Listesinde yabancı birisinin olmadığı birisinin Taziyelerini İngilizce belirtmesi oksimoronluktur. Ancak ¨Zaten oroyin bağımlısıydı keh keh¨ demek aşşağılık bir davranıştır. Okurken güldüğünüz o Anafen'li hocanın davranışı gibidir.</p>
<p>Sonra Ramazan geldi. Hoş geldi. Sokaklar tenekeci -pardon davulcu- doldu. Gelenek uğruna gereksiz bir şekilde başımızı ağrıttı. Haberler dökülmeye başladı ¨sokakta su içen gencin ensesine uçan tekme attılar.¨ Ne güzel İslam Hoşgörü Dinidir diye övünüyoruz. Keşke o övdüğümüz hoşgörünün %1'ine bile sahip olabilsek. Dayak geleneğinin değişmesini isteyenlere hakaret ettik. Ağzımıza geleni söyledik bu sıcakta oruç tutmanın sağlıksız olacağını ifade eden bu işin uzmanlarına. Ne vatan hainlikleri kaldı ne başka bir şeyleri.</p>
<p>En son bugün herkesin bildiği olay oldu. Hareketler aynı yaşayanlar farklı. Otobüste kıza yumruk atan insandan bahsediyorum. Bir çoğunuz hayvan diyorsunuz ona. Aslında sizden hiç bir farkı yok. Kendisi için normal olan bir şey yaptı. Tıpkı sizin yukarıda dediklerimi yaptığınız gibi. Belki siz kıza yumruk atmıyorsunuz ki o yumruk eğitimsizliğin, saygısızlığın, tahammülsüzlüğün ve faşizmin sembolü. İnsan gibi tartışmaktan anlamayarak hemen kava kuvette başvurmayı tercih eden sizsiniz. Yazılarıyla sizi eleştirenleri ¨klavye delikanlısı, sıkıysa gel yanıma da ağzını kırayım.¨ diye tehdit eden de sizdiniz. Oruç tutmuyor diye adam döverken de, CHP'yi eleştirenleri vatan haini molla ilan ederken de aslında aynı şeyi yapıyorsunuz. Karşıt fikirlere tahammül edememek. Umarım bir gün karşıt fikirlere saygı duymayı öğreniriz diyerek bitirmek istiyorum bu yazıyı ama ben burada gerçekleri yazıyorum, masal değil.</p>
<p>15 Ağustos Editi: Engelli Milletvekili Şafak Pavey'e ucube dendi. Ben Hala neyin kafasını yaşıyorum daha neyi eleştiriyorum. Engelli bir vatandaşa ucube denildiği bir ülkede kimin saygısızlığını eleştirebileceksin ki?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Resim ve resmi kullanma izni için sevgili <a href="http://herbokubilenadam.blogspot.com" target="_blank">Her Boku Bilen Adam'a</a> Teşekkür Ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/08/tahammulsuzluk-ve-saygisizlik-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renkli, Orjinal ve Bir Tavsiye</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/07/renkli-orjinal-ve-bir-tavsiye/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/07/renkli-orjinal-ve-bir-tavsiye/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 11:35:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=326</guid>
		<description><![CDATA[Yanlış hatırlamıyorsam CNBC-E kanalının sloganıydı Renkli, Orjinal. Bunu kullanarak ne kadar orjinal olduğum tartışılabilir ama eleştireceğim şeylerden daha masumane bir esinlenme olduğunu savunuyorum. Hepimizin örnek aldığı, esinlendiği, kendisine idol seçtiği kişiler vardır. Bunu inkar edemem. Kişinin erken karakter oluşumunda bu söz ettiğim esinlenmelerin önemi büyüktür. Küçükken kendisine Polat Alemdar'ı örnek almış olan birisinden büyüdüğü vakit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yanlış hatırlamıyorsam CNBC-E kanalının sloganıydı Renkli, Orjinal. Bunu kullanarak ne kadar orjinal olduğum tartışılabilir ama eleştireceğim şeylerden daha masumane bir esinlenme olduğunu savunuyorum. Hepimizin örnek aldığı, esinlendiği, kendisine idol seçtiği kişiler vardır. Bunu inkar edemem. Kişinin erken karakter oluşumunda bu söz ettiğim esinlenmelerin önemi büyüktür. Küçükken kendisine Polat Alemdar'ı örnek almış olan birisinden büyüdüğü vakit hümanist bir yaşam sürmesini beklemek hayalciliktir. Yada başka bir tabirle ahmaklıktır. Şahsen ben kendime hep John Lennon'u örnek almıştım. Ne kadar ona benziyorum bilemem elbette. Kabul etmeliyim ki insanlar değişir. Bununla ilgili görüşlerimi ¨<a href="http://www.dalpi.org/?p=209" target="_blank">Değişim</a>¨ isimli yazımda ifade etmiştim. Okumayanlar için özetlemem gerekirse insanların değişimine inanmam ben. İstisnalar kaideyi bozmaz. Elbette değişen veya benim yanlış tanıdığım kişiler olabilir ama çok iyi tanıdığımı, sokak tabiriyle ciğerini bildiğim, insanların değiştim diyerek sahte karakterlere bürünmesi veya onları taklit etmesi bana zavallılık olarak geliyor. Kendi geçmişi ile yüzleşmeden başkalarını eleştirmek ise sadece komik.<span id="more-326"></span></p>
<p>Sigmund Freud insanların karakterlerini oluşturmasını popüler olmak istemeye bağlar. ¨Kişinin tabandaki istekleri diyebileceğimiz beslenme, cinsellik ve barınma ihtiyaçlarını  temin ettikten sonra, bir sonraki aşamada ortaya çıkan benliksel ihtiyaçları ve gereksinimleri vardır. Sosyalleşen insan için geçerli bir durumdur. Bu durumda artık geleceğini düşünen insan , sosyal olmanın doğal sonucu olarak, sosyal haklarını aramaya çalışır. Bu insan takdir edilmek,  başarı  elde etmek, ünvan sahibi olmak ve ortaya bir şeyler koyabilmek amacına dönük fiiller<br />
ortaya koyar,  burada da belirli bir tatmine ulaşan insan. Üçüncü aşama diyebileceğimiz kendini, aslının bilinç olarak ne anlama geldiğini araştırmaya başlar. İlk iki aşamayla ilgili tüm kaygı, korkularını silen insan tüm dikkatini bu alana yönlendirerek kendini çeşitli biliş ve buluş seviyelerinde hisseder.¨ Buradan anladığımız üzere aslında değişim dediğimiz şey popülere yönelmeye çalışmaktan ibarettir. İzlediğiniz bir dizideki karaktere özenip arkadaşınızı bıçaklamak veya halk tarafından çok sevilen bir filmi izleyip oradaki karakterler gibi olmak için motosiklet almaya çalışmak bu teori ile açıklanabilir.</p>
<p>Asıl soruya şimdi geliyoruz. Neden Ben? Bir insan bana neden özenmek isteyebilir ki? Popüler değilim, sevilen birisi değilim, aklım ve 7 kişilik okuyucu kitlem haricinde pek bir şeyim olduğu söylenemez. Popüler olmanın yolu emtellektüel olmaktan geçmez bana göre. Çok yakın arkadaşım olan Utku'nun bir sözünü sizlere yazmak istiyorum. ¨Alp, senin söylediklerini, bildiklerini ve yazdıklarını başka birisi yapsaydı yada bilseydi millet ona tapardı.¨ Sanırım bu laf yüzünden böyle oldu. Ama benim yaptıklarımı yapmak benim karbon kopyam olmak değildir sanırım. Esinlenme ile o olmaya çalışmak arasındaki farkı anlamışsınızdır umarım.</p>
<p>Tükürdüğünü yalamak çok moda bir tanım oldu son zamanlarda. Siyasi anlamını bir kenara bırakacak olursak gerçekten güzel bir deyiş olduğunu düşünüyorum. İnsan ne olursa olsun karakterinden ödün vermemeli. 3 Sene önce bok attığın şeyi sahiplenmeye çalışırsan seni tanıyanların gözünde komik olursun belki seni yeni tanıyanları etkileyebilirsin ama o sen değilsindir. Ülkemizin en büyük sorunu her şeyden yeterince olması. 70 milyon avukat, 70 milyon doktor, 70 milyon yorumcu, 70 milyon her şeyi bilen adam. Ama azıcık bilgi birikimiyle kendisini her şeyi bilen adam sanmak kadar acınası bir durum yoktur. Örnek aldığını iddia ettiğin adamın eserlerini bilmeden ahkam kesmeye çalışmak ise gene en başta dediğim gibi ahmaklıktır. Renkli olmak önemlidir ama daha önemlisi Orjinal olmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/07/renkli-orjinal-ve-bir-tavsiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Freak Show</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/07/freak-show/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/07/freak-show/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2011 21:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle Siyasi tartışmalarda son zamanlarda en çok kullanılan kelimelerden birisi oldu artık ¨ucube¨ sözcüğü. Seçimler bitti, zıt görüşlü arkadaşlarımız ile kavgamızı ettik, halkımıza aptal dedik oldu bitti bir seçim dönemini kapattık. ¨Freak Show¨ olarak tanımladığım şey siyasilerimiz falan değil bunu başta söylemem lazım. Televizyonda izlediklerimize Freak Show demeyi uygun gördüm ben. Özellikle de ¨Survivor¨ adlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Siyasi tartışmalarda son zamanlarda en çok kullanılan kelimelerden birisi oldu artık ¨ucube¨ sözcüğü. Seçimler bitti, zıt görüşlü arkadaşlarımız ile kavgamızı ettik, halkımıza aptal dedik oldu bitti bir seçim dönemini kapattık. ¨Freak Show¨ olarak tanımladığım şey siyasilerimiz falan değil bunu başta söylemem lazım. Televizyonda izlediklerimize Freak Show demeyi uygun gördüm ben. Özellikle de ¨Survivor¨ adlı program yada yarışma ve onun meşhur ettiği  yeni halk kahramanlarımız.<span id="more-320"></span></p>
<p>İlk Survivor gerçekten de gerçek Survivor ruhu denilen şeyi barındıran bir yarışmaydı. Hatırlayan vardır kuşkusuz. Yarışmalar çetindi. En azından inandırıcıydı. Şimdiki yapaylık en azından hissedilmiyordu. Sonra format başkasına satıldı ve olaylar değişti. İçinde ünlülerin bulunduğu yarışmaya kadar kalite azalarak da olsa devam etti. Eski yarışmacılara program sundurmaktan tutun eski şampiyona önemli bir dizide bir rol verilmesine kadar ileri gidildi. Ancak Ünlüler-Gönüllüler programı ile bana kalırsa Survivor bir hayatta kalma yarışması değil bir tür BBG oldu. Gerçekte Survivor hayatta kalma mücadelesi ile BBG arası bir yarışma olması gerekirken son programda -özellikle sms sisteminin gelmesi ile birlikte-  BBG modu ağır basıyor. Gerçi izleyicilerin ilgisini çekmek için mantıklı bir hamle olarak tanımlanabilir ama yarışmanın konseptine aykırı olduğunu kabul etmek gerekir.</p>
<p>Peki bu yarışma en çok kime yaradı? Ekonomik anlamda kime yaradığıı herkes biliyor ama tanınırlık bakımından iki yeni ¨halk kahramanımız ¨ oldu. Haberlerde bile ilk başta ¨Mecliste Yemin Krizi¨ ile ilgili 5 dakikalık haber yapılıp ¨Taner Stüdyonun Zeminine Kafa Attı¨ haberi yaklaşık bütün bülteni kaplayacak noktaya geldi. Yazın ortasında kanallarımız haber sıkıntısı çeker kabul ediyorum. Bu gözler ilk haber olarak hayvanat bahçesindeki muz yemeyen maymunu bile gördü ama siyasal ve son günlerde sportif anlamda bu kadar önemli gelişmeler olurken hala ¨Taner Oturduğu Koltuğu Yedi¨ türevi haberleri izlemek kendi adıma söyleyeyim beni rahatsız ediyor.</p>
<p>Peki ne yapılmalı? Boykot? Hiç Sanmam. Protesto? Neyi protesto edeceğiz? Açıkçası yapacağımız hiç bir şey yok. Bu oyunu oynayan kişiler belli. Top bizim değil. Söz hakkımız yok. Ne kadar da ironik. ¨Müşteri her zaman haklıdır¨dan ¨Ben odunu koysam izletirim ve meşhur ederim.¨ felsefesine geçtik. Ne yapalım. ¨That's the name of the game.¨</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/07/freak-show/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalpi 2 Yaşında</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/06/dalpi-2-yasinda/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/06/dalpi-2-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 11:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[Dalpi Blog başlıktan da anladığınız gibi 2 yaşında. Bu iki sene içinde blog çeşitli değişikliklere uğradı. Özünde kültür sanat blogu olarak başlamıştım. Sonra yoğun bir şekilde kişisel tarza döndü. Tabii o zamanlar yazdıklarımı o zamanın şartlarına göre değerlendirmek gerekir. Lise stresi, sınav stresi, üniversite stresi derken oldukça stresli işlere imza attığımı kabul ediyorum. Eleştiri hayatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-313" href="http://www.dalpi.org/?attachment_id=313"><img class="alignleft size-full wp-image-313" title="birth" src="http://www.dalpi.org/wp-content/birth.jpg" alt="" width="140" height="116" /></a> Dalpi Blog başlıktan da anladığınız gibi 2 yaşında. Bu iki sene içinde blog çeşitli değişikliklere uğradı. Özünde kültür sanat blogu olarak başlamıştım. Sonra yoğun bir şekilde kişisel tarza döndü. Tabii o zamanlar yazdıklarımı o zamanın şartlarına göre değerlendirmek gerekir. Lise stresi, sınav stresi, üniversite stresi derken oldukça stresli işlere imza attığımı kabul ediyorum. Eleştiri hayatta yapmayı en çok sevdiğim iştir. O yüzden yazıların hepsinde eleştiri var. Gerçi bu eleştiriler yüzünden tehdit edildiğim günler oldu. Hiçbirisini asla ciddiye almadım. Ama bir biber gazı da aldım. Ne olur ne olmaz diye. Sonra radyo programları çıktı. Çok iyi bir ortak ile beraber altından kalkabiliyoruz bu işin. Gerçekten de arkadaşlarım olmasaydı bu blog gene olurdu belki ama aynısı mı olurdu bilemiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2009 yılının Haziran ayında izlediğim ¨<a href="http://www.imdb.com/title/tt0181875/">Almost Famous</a>¨ adlı film ile başladım bu yazı yazma olayına. Filmde 14 yaşında olan bir çocuğun Rolling Stone dergisine yazı yazması anlatılıyordu. Gerçekten beni etkilemişti bu film. Utku ile konuşup onun sitesinde yazıp yazamayacağımı sormuştum. Sağolsun kabul etmişti ama bu beni değil onu zorlamıştı. Saçma sapan cümleler ile uğraşması gerekiyordu. Gerçekten de hatırladıkça gülüyorum bu duruma.</p>
<p>Bu yazıyı yazmanın asıl amacı ise bu blogun oluşmasını sağlayanlara bir teşekkür niteliği. Öncelikle bana yazı yazma güveni veren, sitesinde ilk yazılarımı yazmamı sağlayan, tüm teknik konularda bana yardım eden ve neredeyse her gün benim kahrımı çeken arkadaşım <a href="http://www.utkusen.com/blog/">Utku</a>'ya; değerli radyo ortağım, fikirleri olmadan ne yapacağımı bilemediğim <a href="http://twitter.com/#!/tbugra">Buğra</a>'ya, blog işini bitirmeye karar verdiğim vakit beni fikrimden vazgeçiren Türkiye'nin en tanınan blogger'ı olan <a href="http://herbokubilenadam.blogspot.com/">Her Boku Bilen Adam</a>'a, Dalpi ismini bana öneren değerli arkadaşım, yaşanmamış hayallerin adamı olan <a href="http://twitter.com/#!/cihankoseoglu">Cihan</a>'a  ve bana her konuda destek olan, yazılarım ve yayınlarım hakkında bana olumlu, olumsuz tüm eleştiri yapan başta Berat, Kaan, Eylül, Özge, Okan, Bilal, Cem ve Güzide başta olmak üzere adını burada yazamadığım ama yazmak istediğim tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Dalpi.Org artık her konuda (Spor da dahil olmak üzere) yazılarıyla sizinle birlikte olacak. Hepinize teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/06/dalpi-2-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessizlik</title>
		<link>http://www.dalpi.org/2011/05/sessizlik/</link>
		<comments>http://www.dalpi.org/2011/05/sessizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 May 2011 13:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dalpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dalpi.org/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[Seçim zamanı yaklaştı etrafta bu yüzden yüzlerce seçim arabası var. Hepsi sesi sonuna kadar açmış bangır bangır. Her partinin ve artık neredeyse her bağımsız adayın bir seçim arabası var. Gürültüden başka hiç bir işe yaramayan arabalar. İçlerinde oturan adam böğürüyor. Dışarıdakiler ne dediğini anlıyor mu diye düşünmeden bağırıyor. Sadece gürültü kirliliği yapmak için yapıyor bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seçim zamanı yaklaştı etrafta bu yüzden yüzlerce seçim arabası var. Hepsi sesi sonuna kadar açmış bangır bangır. Her partinin ve artık neredeyse her bağımsız adayın bir seçim arabası var. Gürültüden başka hiç bir işe yaramayan arabalar. İçlerinde oturan adam böğürüyor. Dışarıdakiler ne dediğini anlıyor mu diye düşünmeden bağırıyor. Sadece gürültü kirliliği yapmak için yapıyor bunu diye düşünüyorum ben. Ne güzel olurdu değil mi İstanbul 3. bölgeden aday olanlar bir televizyon kanalına çıkıp partilerini veya kendilerini temsil etseler. Bağırmadan bizimde kafamızı şişirmeden...<span id="more-305"></span></p>
<p>Futbol sezonu bitti tartışmalar bitmedi. Her gece bağıran çağıran iki üç adam futbolu kurtaracaklarını düşünerek ekranda. Her hafta aynı şeyleri söylüyorlar. Söylediklerine kendileri bile inanmıyor. Zamanında Karl Marx'ın bir sözünü yazmıştım Din Dersi sınav kağıdına. ¨Din Kitlelerin Afyonudur.¨ bu söz artık ¨Televizyon Kitlelerin Afyonudur.¨ olarak değişti. İstenildiği zaman Televizyon gerçekten faydalı olabilir ama önemli olan istemek. Zaten interneti sadece her sene iki kere ¨cimboma koymaya az kaldı¨ demek için kullanan adamdan neyi izlemesini beklersiniz ki. İşin komiği bu programların sırf geyiğine izlendiği biliniyor ama programı yapanlarda bir afralar bir tafralar. Milliyet Gazetesi Yazarı Mehmet Demirkol'un dediği gibi, ¨Spor Yorumcularının sporculardan daha popüler olduğu bir ülkede yaşıyoruz...¨</p>
<p>Her yer yarışma doldu. Her yer de juri üyesi doldu. ¨Çok detone oluyorsun.¨ ile başladı bu yarışmalar. Şimdi ise ¨Sen giyinmeyi bilmiyorsun.¨ derken bin türlü vurgu yapılmasına döndü bu işler. Herkes her şeyden anlıyor. Dünün sporcusu bugünün siyasetçisi, dünün mankeni bugünün şarkıcısı, dünün malı bugünün üstadı olabiliyor. Kısacası zaman değişiyor. Tıpkı Back To The Future Filminden aklımda kalan şu diyalog gibi oluyor her şey...</p>
<p>-Peki 1985 yılında ki Amerikan Başkanı kim?<br />
+ Ronald Reagen<br />
- Reagen'mı? Aktör olan mı? Yardımcısı kim Jerry Lewis mi?</p>
<p>Her yerde inşaat çalışması herkes bankadan kredi alıp evini yaptırıyor. Kimse elindeki ile yetinmiyor. Bu durumda benim ailem salak sanırım. 20 sene boyunca aynı mutfağı kullanmak ¨çok ezik yeaaa.¨ Normal olan 1 yılda 4-5 kere evini şantiyeye çevirmektir. Hoop yeni avizeler çıkmış. Bak magazinciler X.Y.'nin evini gösteriyor İran Halısı tekrar moda olacakmış...</p>
<p>Herkes nefret timsali. Sen şunu yapmamalısın. Sen şunu sevmemelisin. ¨İnternette Özgürlük¨ diye bağırıyoruz ama karşıt fikirlere tahammül dahi edemiyoruz. Yabancı filmlerde ¨Türk¨ lafı geçince gözlerimizin içi parlıyor ama filmin çekildiği ülkeden nefret ediyoruz. Yabancı birisi bizim dilimizde tek kelime kullanınca dünyalar bizim oluyor ama o gavur. Onunla olmaz. Günah...</p>
<p>Benimse tek istediğim sessizlik. Megafon böğürtüleri, ciddi giyinimli bağıran 45 yaşında adamlar, ağzını eyerek konuşan sanki dünyanın en önemli işini yapıyormuş havalarına giren terzi ve matkap gürültülerinden uzaklaşmak istiyorum. Düşünüyorum da sorun bende mi acaba?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dalpi.org/2011/05/sessizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

