Dalpi.org
13Şub/120

Kapatıyoruz

Ve Dalpi gerçeklerin ağırlığına daha fazla dayanamadı. Bilgisayarının başına oturup admin panelini açtı. Yeni Yazı ekle'ye tıkladı aklındaki tek şey buydu kendi blogunu. Onca hayalini kapatmak

Kapattık...

Kategori: Ortaya Yorum yok
25Kas/110

Ara

Farkettiğiniz üzere yazı yazmaya bir süredir ara vermiş bulunuyorum. Bu ara korkarım ki bir süre daha devam edecek. Ama bu demek değildir ki yazmayı bıraktım. Stay Tuned :)

Kategori: Ortaya Yorum yok
7Nis/111

Değişim

The Godfather filmlerinde vurgulanmak istenen tek bir cümle vardır. Reddedilmeyecek teklif değil. Vurgulanmak istenen ana cümle ¨times are changing¨ dir. Zaten zamana uyum sağlayamadıkları için bir ailenin çöküşünü görüyoruz filmde.

Bu yazıda filmi anlatmayacağım. Hatta zamanın değişmesini de anlatmayacağım. Anlatacağım şey kişisel değişim. Elbette Mümin Sekman gibi ¨Etrafa bakın. Sizde başarabilirsiniz.¨ türevi şeyler yazmayı planlamıyorum. Zaten yazamam da. İnanmadığım bir şeyi yazamam prensip gereği. Benim vurgulayabileceğim tek cümle olsa olsa ¨Etrafa bakın. Herkes mutsuz. O yüzden mutluluğu aramak için sahte karakterlere bürünmeyin.¨ olurdu.

7Nis/110

Boğaz, Kömür, Para ve Sinir

İstanbul güzel şehir. Sadece boğazı yeter İstanbul'un insanı bütün dertlerden uzaklaştırmaya. Ne yazık ki bazen insanı asıl dertlendiren İstanbul oluyor. Doğrusunu söylemek gerekirse İstanbul'da yaşayan tipler oluyor çoğu zaman bu dertlerin sebebi. Bu insanların nerelerde yaşadıklarını biliyorsunuz elbette yada nasıl olduklarını. O yüzden burada tek tek yazmaya gerek yok. Sonuçta herkesin bildiği şeyleri yazarsam insanlar beni neden okusun ki?

5Ara/100

Geliyoruz…

Yepyeni bir şekilde geliyoruz. (yada gelmeye çalışıyoruz)

Aslında kafamı toplayayıp yazı yazamıyorum demiyorum da Bunu diyorum ee aferin bana.

Kategori: Ortaya Yorum yok
17Eki/101

İkiyüzlüyüz

Hayatımda kimseden nefret etmedim bu insanlardan nefret ettiğim kadar. İkiyüzlülük resmen bizim önadımız olmuş. Bunu marifet sanıyoruz. İnsanları yarı yolda bırakmak, fedakarlık etmemek, çabaları ile dalga geçmek, yüzüne gülüp arkasından konuşmak karakterimiz olmuş. Aynı zamanda değiştik diyip özümüzüde inkar ediyoruz. Geçmişimiz ile gurur duyuyoruz diye söylüyoruz insanlara ama keşke yaşamasaydık diyoruz. Ne yapalım biz böyleyiz. İkiyüzlüyüz.

2 gün önce taptığımız insanlara bizim çıkarımıza uymuyor diye küfretmediğimiz kalmıyor. Kendimiz ile çelişip bunu politik olmaya bağlıyoruz ama aslında bu önceki davranışlarımızın sonuçlarının arkasında duramamamız. Böyle davranmayıp duygusal davrananları da korkaklık ile itham ediyoruz. Aslında kendimiz ile yüzleşmekten korkuyoruz.

Bir kişiye çok bağlanıp onun için tüm değerlerimizden vazgeçiyoruz. O kişi ile aramız bozulduğunda da bir de bakıyoruz ki geriye atabileceğimiz tek bir adım bile kalmamış. Düşüncesiz davranmışız. Bir kişi için dinimizi, milletimizi, takımımızı satmışız. Üzerine tükürmüşüz. Son pişmanlık fayda etmediği için pişman rolü yapıp insanların kendimize acımasını bekliyoruz.

Karakter sahibi değiliz. Eşcinselsek eğer bu kimliği vurgulamaya çalışıyoruz. Düşündüklerimiz önemli değil. Ne olduğumuz önemli çünkü.  Dini amaçlarımıza alet etmekten korkmuyoruz. Ama ne kadar aptalız ki bu yaptığımızın din ile çelişmek olduğunu anlamıyoruz. Dini bir gösteriş amacıymış gibi kullanıyoruz. Aslında tek istediğimiz bir şekilde sahiplenmek. Çünkü kendimizi sahiplenmekten aciziz.

Hayatı futbola benzetiyoruz. Bir gün önce ¨Rijkaard'a  5 sene verelim¨ derken bugün ¨Rijkaard gitsin yea¨ diyoruz. Çünkü bundan anlıyoruz. bir şey kötü ise onun sorumlusu gitmelidir. Makine bozulduğunda dişlileri değiştirmek yerine makineden sorumlu insanı kovmaktan anlıyoruz sadece.

Aynı şekilde daha önce ölümüne eleştirdiğimiz bir şeyi bizim işimize yaradığı vakit başımızın tacı edebiliyoruz. Buna da kıymet bilmek diyoruz. Hatta pişkince bizim sayemizde oldu bunlar diyoruz. Twitter'dan sağa sola saldırıyoruz ama gerçek hayatta sesimiz çıkmıyor. Hepimiz politikadan anlıyoruz. Eleştirmediğimiz, sövmediğimiz kimse kalmıyor ama sadece spor gazeteleri okuyoruz. Ailemizin söyledikleri ile yada memleketimizin karakteristik yapısı ile benzeşiyoruz.

Çünkü bu kafa bize düşünelim diye verilmedi. Kız kesmek, Romantik sözler ezberlemek ve söylemek, Nasıl daha popüler olabilmek için kullanıyoruz bu kafayı. Bazen de bokunu çıkarıyoruz. Her şeye muhalefet ediyoruz. Neden böyle yapıyorsun diye soranlara da kıçımızdan aforizma savuruyoruz.

Modadan azıcık anlıyorsak kendimizi hemen¨Fame Monster¨ ilan ediyoruz. Azıcık müzik dinledikten sonra eski dinlediğimiz türe bok atıyoruz. Azıcık yakışıklıysak bize bakmayan kızlar için gerizekalı diyoruz. Sonra da orospu diyoruz. Çünkü onu ondan daha iyi biliyoruz. Her boku biliyoruz. Futbol, Müzik, Moda, Sinema vs vs. Ama bir tane bile eser koyamıyoruz ortaya. Çünkü aslında bildiğimiz hiç bir şey yok.

Sözün özü ikiyüzlüyüz. Bunu da gururla taşıyoruz.

Kategori: Ortaya 1 yorum